2 Ocak 2012 Pazartesi

YENİ DÜNYA DÜZENİ VE GÜNÜMÜZ OLAYLARI II


YENİ DÜNYA DÜZENİ VE GÜNÜMÜZ OLAYLARI II

Birinci yazımda Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere öncülüğünde Osmanlı Devleti’nin parçalanması ve İngiltere’nin özellikle Rusya ile birlikte bölgemizi şekillendirdiğine temas etmiştim. Bu yazımda da bölgemiz başta olmak üzere Kuzey Afrika’dan Çin’e kadar uzanan coğrafyada yaşanan ve yaşanması planlanan olaylar üzerinde durmak istiyorum. Bu olaylar kısaca batı denilen ve Anglo-Sakson Yahudi işbirliğinin ekonomik çıkarları üzerine kurulmuş savaştır. Bugün bu savaş Rusya’nın yerine ABD’nin katılımıyla yine İslâm coğrafyasında yapılmaktadır. Bölge, Müslümanların yaşadığı alan olduğu için konu İslâm ile Hıristiyanlık arasında yaşanan bir kriz görünümü vermektedir. Gerçekte ise ABD’nin de katılımıyla Anglo-Sakson Yahudi işbirliğinin ekonomik çıkarları doğrultusunda Yeni Dünya Düzeni oluşturulmaya çalışılmaktadır. Arap Dünyası'nın karışıklığından pay kapmak isteyen birçok emperyalist ülkenin olduğu bariz olarak görülüyor. Her biri kendi çıkarlarına uygun politikalar izlemekte ve ne kadar faydalanabileceğine bakıyor. Yeni bir sistem ile çıkarlarının devamını sağlamaya yöneliyor. Fakat Yeni Dünya Düzeni dışında bırakılan eski sömürgeciler bu paylaşıma sıcak bakmıyorlar.

Ortadoğu'ya dönersek bu ayaklanma hareketlerinin ortak bir ideolojisi ya da lideri görünmüyor. Bu bölgelerde parçalanma tehdidiyle birlikte, daha zor ama daha köklü değişimler olacağı kesin. Ama Ortadoğu nasıl şekillenecek? Batılıların dayattığı bir BOP (Büyük Ortadoğu Projesi), sonra bir GOP (Genişletilmiş Ortadoğu Projesi) var. Bunun içinden çıkacak bir de BİP (Büyük İsrail Projesi) söz konusu.
Birinci Dünya Savaşı’nda ülkesi paylaşılan bizlerdik. Paylaşanlar da başkaları. Bugün başkaları tarafından yeniden başlatılan paylaşım/sömürü savaşında ve Yeni Dünya Düzeni’nde Türkiye’nin bölünmesi de planlanmaktadır. Bu konuda hazırlanan haritalar ve önerilen rejimler açıkça ABD ve Avrupa gazetelerinde, dergilerinde yayınlanabilmektedir. Bu sebeple Türkiye’nin BOP içinde yer alması, kendisinin ve bölge insanının menfaatlerini korumak için kaçınılmaz görülmektedir. Osmanlı Devleti coğrafyasında birer gecekondu gibi 20. yüzyılda kurulan devletlerin ve oluşturulan düzenin tasfiyesi söz konusu olduğundan, Türkiye’nin bu konuda mutlaka bölgesi ve milli menfaatleri bağlamında başarılı olması gereklidir. Başarısı da ne kadar ve hangi ölçüde irade koyabileceğine, bunu uygulayabileceğine bağlıdır.
Diğer taraftan gelişen olaylar Osmanlı Devleti coğrafyasında olduğundan, bu hareketlerin Türkiye için bir dış siyaset meselesi olarak görülemeyeceği de açıktır. O halde Türkiye’nin tavrı 20. yüzyılda sömürgeci devletler tarafından esir alınan bölge insanının özgürleştirilmesi yolunda adımlar atması olmalıdır. Bunu da bütün bölge liderlerine, aydınlarına kabul ettirmelidir. Bu noktaya kadar bölge insanının da isteği oyunu kuranlarla örtüşmektedir.
Ancak bir tarafta akıl ve duygularımızın, diğer tarafta da sömürü için güç, entrika ve hilelerin farkında olmalıyız. Temennimiz bu sürecin bölge insanı tarafından kısır menfaat ve çıkarlar uğruna heba edilmemesidir. Oyunu kuranların oyunlarının bozulmasıdır. Gelişmelerin yüz yıldan fazla bir zaman canı yanan ve yakılan bölge insanının lehine sonuçlanmasıdır. Her ülkenin ayaklanması ancak bu şekilde milli çıkarlar doğrultusunda amacına ulaşabilir. Mesela Türkiye ile İran mezheplerüstü bir anlayışla ve hatta Arap dünyası bir araya gelir ve emperyal güçleri bölgede etkisiz hale getirebilirse, o zaman oynanan bu oyunun tersine dönmesi kaçınılmazdır. Bu defa bölgemiz insanı, üzerinde oynanan oyunları karşı tarafa oynamaya başlayacak, dünyanın düzenine, insanlığın kaderine müdahalede bulunacaktır. Ama tek farkla: Adaletle.